GERÇEK MUTLULUK NEDİR? 4/5 (1)

Bu yazımız “Kapitalist Egonomi ve İnsan Medeniyeti” isimli kitabımızdan olacaktır.

İnsanoğlu birey olarak “dünyada mutluluğu ve huzuru yakalamak” için, toplumsal olarak “İyi bir dünya kurmak” için mücadele eder. İnsan sıkıntı ve acı verecek şeylerden kaçınır. Bu iki temel insanî bir medeniyet olma iddiasındaki bir medeniyetin, felsefik ve sosyolojik iki temelidir. Günümüz hâkim medeniyeti, kapitalizmin dayandığı temel alt yapıdan biri, eski Yunan’da Kyrene okulu, Filozof Epikür’den gelen ve Jeremy Bentham, James Mill ve John Stuart Mill gibi düşünürlerin başını çektiği “Faydacı Felsefe”dir. Bu anlayışa göre insan hazları-zevkleri peşinde koşar ve acıdan kaçar. Kapitalizm ekonomisine de temel aldığı “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ilkesiyle, bu felsefe üzerine kurulmuştur. Kapitalizme göre insan, hiçbir ahlaki kural tanımadan nefsi zevklerini tatmin ederek mutlu olabilir. Kapitalizmin diğer kurucu düşünürleri de buna “İnsan her türlü ekonomik faaliyeti çıkar—maddi kazanç-kârdır” ilkesini eklemesiyle onların “HOMO ECONOMİCUS”, bizimse “EGOİST İNSAN ve EGO MEDENİYETİ” dediğimiz durum ortaya çıkmıştır.

“İnsan sıkıntı ve acı verecek şeylerden kaçınır ve mutluluğu arar” ile “İnsan sıkıntı ve acıdan kaçar hazları-zevkleri peşinde koşar” ayni şey değildir. Birbirlerine yakın görünse de bu iki felsefe arasında önemli bir fark vardır. Mutluluk daha uzun süreli, zevk ise anlık bir şeydir ve her zevk geçici rahatlık verse de insanı mutlu etmeyebilir. Zevk maddî, kişisel ve nefsidir. Mutluluk fikri, anlamlı ve toplumsal bir olgudur. Huzuru ve mutluluğu yakalamak zahmetsiz olmayacağından, bu hedefini gerçekleştirmek için önümüze çıkan sıkıntı ve problemlerle mücadele etmek zorundayız. İnsanoğlu iyi bir dünyada kurmak için hayatî ihtiyaçlarını en iyisiyle, en zahmetsiz bir şekilde karşılayacak yollar arar ve bunu sağlayacak bir sistem kurmak için çabalar.

Bunun için insanın kâinat, hayat ve insan hakkında en doğru bir şekilde bilgi sahibi olması, onu iyi şartlarda yaşatacak bir düşünce sistemi kurmak için şarttır. İyi şartlarda yaşamak ve mutluluğu yakalamak, bazı insanlar için her türlü egoistçe zevk ve sefa içinde yaşamak olduğu gibi, bazıları için de hayatın sağlıklı sürdürülebilmesi ve insanlık için faydalı uğraşılar yapmak olabilir. Bu çabalar sürerken tarih boyunca insanlar arasında, onu mutsuz eden çatışmalar da bir türlü bitmek bilmemiştir. Burada sorun “iyi bir dünya kurmak” isteyen milyarlarca insanın yeryüzünde bulunması ve iyi şartları yakalamak için koşuşturan bazı insanların, yeryüzündeki imkân ve nimetlerden kendisi adına yararlanırken, ayni hakkı başkalarına tanımayarak, hak ve adaletten ayrılarak çatışmalara sebep olmalarıdır.

Yeryüzünde huzur ve mutluluk ancak barış içinde bir dünya kurmakla mümkündür. Ancak barış içinde yaşanılan bir dünyada insan huzur ve mutluluğu yakalarız. Bunun da temeli adalettir.  İslam sözcüğü zaten barış demektir ve İslam, insanların diğer insanlarla ilişkilerinde adaleti temel alan barış içinde bir dünya kurulmasını öğütler. Maide Suresi 8. Ve Âraf suresi 56. Ayetlerde ve daha birçok yerde bu temel dile getirilir.

 Bu açıklamalarda görüldüğü gibi mutluluğun maddi haz veya nefsi zevklerle doğrudan bir ilgisi yoktur. Son bilimsel çalışmalar ikiye ayırmaktadır hedonik görüş ve eudaimonik görüş (Ryan & Deci, 2001; Waterman, Schwartz & Conti,2008).[1] Eudaimonia“eu-iyi”,  “daimōn–ruh” olmasından dolayı batı dilllerine mutluluk olarak çevrilmiştir.  Eudamonia insanın en iyi halidir. Prof. Dr. Zeki Bayraktar bakın ne diyor. “2 tip mutluluk vardır. Birincisi herhangi bir ideal olmaksızın hedonistçe-haz alıcı- eylemlerin yaşattığı Hedonic Mutluluk. Bu eylemde herhangi bir anlam arayışı yoktur, amaç hedonistçe zevk ve sefadır. Diğeri anlamlı ideallere bağlı olarak yapılan fiillerin yaşattığı mutluluk olan Eudaimonic Mutluluk tipidir. İkincisinde bireyin çevresiyle olan merhamet yardım severlik fedakarlık gibi anlamlı, yani salih ameller dediğimiz hayırlı işler yani başkalarının mutluluğu ile mutlu olma gibi eylemlerin sonucunda duyulan mutluluktur”. Buradan ne çıkacak derseniz, bu iki tip mutluluğu ABD’deki University of North Carolina’da Fredrickson BL, Grewen KM, Coffey KA dan oluşan bilim adamları “İnsan mutluluğu üzerine işlevsel bir genomic bakış” isimli çalışma yapıyorlar.[2]  Çalışma sonucunda bu iki tip mutluluğun insan hüçrelerin üzerinde çok farklı etkilerini tespit ediyorlar. Hedonik-belli bir amacı olmayan faaliyetler sonucu elde edilen mutluluk-haz sonucunda hüçrelerimizdeki CTRA- stres genleri, yani vücudda depresyon artmaktadır. İkinci tip Eudaimonik-belli bir ideal uğruna yaptığımız faaliyetlerin sonucunda elde edilen mutlukla hüçrelerimizdeki CTRA-stres genleri yok olmaktadır. Yani Eudaimonic fiiller sonucunda vücudumuz fiziksel ve ruhsal olarak hem kısa hem de uzun vadede olumlu etkilenirken, hedonic eylemlerde tam aksi bir şekilde vücudumuz olumsuz etkilenmektedir. Bilim adamları hedonic hazları mutluluk olarak değil “anlık tatmin” olarak yorumlamaktadırlar. Ama bu eylemler bittiği zaman hemen depresyona giriyoruz ve bir bağımlı gibi süreklilik kazanmasını istiyoruz.  Bu mümkün olmadığından sürekli depresyon hali yaşıyoruz. Haz ; mutluluk değil, ona götüren bir araçtır. Aksine, içsel olarak mutluysanız hazlarınız keyif verir. İçinizde size kemiren bir sorun varsa dilediğinizi yeyip için bir haz da duyamazsınız. Mutluluk çok yüce bir duygudur çoğu zaman size ağlatır. O öyle bir duygudur ki, hüzün bile mutluluğa döşebilir. Herhengi bir maddi şeye, beni mutlu etsin” diye anlam yükleyip mutlu olmayı beklerseniz, bu zoraki bir mutluluk oyununa dönüşür. Eski oyuncağa bıkan çocuk gibi devamlı yeni şeyler arasınız. Bulamazsanız kendinizi kötü hisseder, depresyondayım demeye başlarsınız. Araştırmanın lideri Fredrickson’a gore “Günlük hedonic aktiviteler kısa sureyle hazlar sağlasa da, uzun vadede negative fiziksel sonuçlar doğuruyor. Hücresel düzeyde bakarsak vücudumuzun olumlu tepki veridiği tek bir mutluluk türü var. O da bir amaç uğruna yaşamak ve o amaca bağlı olmak.”

Apple Computer, Inc.’ın kurucu ortaklarından olan bilgisayar endüstrisinin önderlerinden olarak kabul edilen Steve Jobs 5 Ekim 2011’de hayatını kaybetmişti. Bakalım mutluluk hakkında Jobs neler söylemiş…

“Arabayı kullanmak için, size para kazandırması için birilerini işe alabilirsiniz ancak hastalığınızı taşıması için kimseyi işe alamıyorsunuz. Kaybedilen maddesel şeyler bulunabilinir ya da yerine başkası konur fakat kaybedildiğinde bulunamayacak ya da yeri dolmayacak tek şey var o da “Yaşam”. Şu an hayatınızın hangi sahnesinde olursanız olun, zaman ile o sahne perdesinin kapanması ile yüzleşeceksiniz.

Ailenize, eşinize, arkadaşlarınıza çok kıymet verin ve sevin. Kendinize iyi davranın ve insanlara değer verin. Yaşlandıkça ve umut ediyorum akıllandıkça farkediyorsunuz ki 300 dolarlık saat de  30 dolarlık saat de aynı zamanı söylüyor. İç huzurun bu tarz şeylerle elde edilemediğini anlıyorsunuz. İster first class ister ekonomi uçun, bilin ki o uçak düşerse siz de düşeceksiniz. 

O yüzden umut ederim ki şunu anlarsınız; kahkaha attığınız, sohbet ettiğiniz, şarkılar söylediğiniz, kuzeyden, güneyden, doğudan, batıdan, cennetten  ve dünyadan konuştuğunuz, ahbaplarınız, dostlarınız, eski arkadaşlarınız, erkek kardeşiniz, kız kardeşiniz varsa bilin ki gerçek mutluluk bu. 

Çocuklarınızı zengin olması için eğitmeyin, onları mutlu olmaları için eğitin. Böylelikle büyüdüklerinde herşeyin fiyatını değil, değerini bilirler. Yemeğinizi ilacınız gibi yiyin aksi halde ilacı yemek yerine yersiniz.”[3]İşte hayatın gerçeği bu, ama maalesef son nefeste anlayabiliyoruz.

Mutlu olmanın sırrını çözen  son bir çalışma olarak, Harvard üniversitesi psikiyatri bölümü profesörü Psikiyatr Robert  Waldinger’in araştırmasını sunalım.[4] Bu araştırma Birbiriyle çok zıt iki grup arasında 1938’de başlayıp, tam 75 yıl sürmüş. Deneklerin yarısı Harvard Üniversitesi mezunu, diğer yarısı Boston’un en yoksul mahallerinde yaşayan gençler. İlk gruba Harvard Üniversitesi’nde 2. sınıfa giden 268 erkek öğrenci, ikinci gruba ise Boston’da fakir bir mahallede yaşayan 12-16 yaş arası 456 erkek çocuğu alınmış. Araştırmacılar her iki yılda bir katılımcılara hayatları hakkında anketler yapmış, iş tatminleri, evlilikleri, sosyal hayatları hakkında sorular sormuşlar. Her beş yılda bir de kan testi, röntgen, idrar testi ve eko kardiyogram gibi sağlık taramalarından geçirmişler. Gençlere sormuşlar, “Hayatta seni en mutlu kılacak şey nedir?” Çoğunluk ne cevap vermiş tahmin edin. İki zıt toplumsal kesimde çoğunluk aynı cevabı vermiş: Zenginlik ve şöhret !

Bu 750 genci, 70-80 yaşlarına kadar takip etmişler. Hem de sağlık raporlarından, banka hesaplarına, aile bireyleri ile görüşmelerden her yaşta ayrı fotoğraflarına kadar..

Araştırmanın başındaki psikiyatr Robert Waldinger Kasım 2015’de yaptığı TED konuşmasında 75 yılın sonunda araştırmanın sonuçlarını açıklamış. O 750 kişiden kaçı ünlü ve zengin olmuş bir yana, “Kaçı mutlu ve sağlıklı yaşlılar olabilmişler?” Zengin ve ünlü olmanın, maalesef mutlu ve sağlıklı olmakla bir ilgisinin olmadığı ortaya çıkmış. Mutlu ve sağlıklı olanlar kimlermiş biliyor musunuz ? Çevreleriyle iyi dostluk kurabilenler! Her iki grupta da eşleri, aileleri, arkadaşları ve içinde yaşadıkları cemiyet ile yakın ilişkiler ve güçlü bağlar kurabilenlerin daha mutlu oldukları ve daha uzun yaşadıkları tespit edildi. Yalnızlığın, yani yabancılaşmanın tam tersine mutluluğu yok ettiği ve ölüm riskini arttırdığını tesbit edildi. İstemedikleri halde yalnız kalanların daha az mutlu oldukları, fiziksel ve ruhsal sağlıklarının daha kötü durumda olduğu görüldü. İlerleyen yaşlarda kolesterolünüzün veya tansiyonunuzun kaç bastığı dahi ilişkilerinizin güzelliğine bağlı. İyi ilişkiler sadece vücudumuzu değil, beynimizi de koruyor. 750 kişinin içinde, mutlu ve sağlıklı olan kişiler, etrafında dostları, akrabaları, komşularıyla, kısacası sevgi ile çevrili olanlar. İster Harvard mezunu olsun, ister yoksul bir ailenin çocuğu olmanız fark etmiyor. Kaç arkadaşınız olduğu da önemli değil. İlişkilerin niteliği önemli. Güven duygusu , kabullenilme, takdir edilme, aidiyet vesaire.. Tabi bütün bu ilişkiler önce kendimizin “Güveniler ve paylaşımcı” bir kişilikte olmamızla ilgili. Biz nasılsak etrafımızda öyle bir çevre oluşur.

Eğer adresinde duruyorsa şu videoyu sonuna kadar izleyelim. https://www.youtube.com/watch?v=8KkKuTCFvzI veya Youtube’da bu cümlelerle arayalım: (What makes a good life? Lessons from the longest study on happiness | Robert Waldinger). Bir defa değil, canınızı sıkan bir şeyler olduğu zaman da. Dostlarımıza da tavsiye edelim.

Konuya bir örnek kanıt daha verelim. The New York Times yazarı Arthur Brooks 6 Nisan 2014 tarihli yazısında; vermekte cömert olanların gerçekten de daha iyi duruma geldiklerine dair güçlü kanıtlar mevcuttur” der.  Brooks bunu hayırseverlik amaçlı bağışlarla ilgili bir kitap üzerinde çalışırken keşfetmiş. Brooks, “Öğrendim ki, psikologlar bağış yapmanın ve bir hayır işinde gönüllü çalışmanın, yardım eden kişiye bir dizi fayda sağladığını uzun zaman önce anlamış. Harvard Üniversitesi ile British Columbia Üniversitesi’nden araştırmacılar “mutluluğu” rakama döktüklerinde, kişinin sadece kendisi için para harcamasının neredeyse hiçbir fark oluşturmadığı halde başkaları için harcamasının mutlulukta ciddi bir artışa sebep olduğunu tespit etti” diye yazdı.

Brooks şöyle söylüyor: “İnsanlar zamanlarını veya paralarını inandıkları bir davaya adadıklarında problem çözen kişilere dönüşür. Problem çözenler seyirci kalan kişilerden ve bir olayda mağdurdurumunda olanlardan daha mutludur[5]

 

Demek ki hayırlı işler-salih ameller denilen insani dayanışmalar yani bir ideal uğruna yapılan eylemler vücudumuz üzerinde olumlu etkiler bırakırkan, anlık hazlar ise aksine depresyonuuzu artırmaktadır. Mutlu ve sağlıklı olmak için başkalarını da düşüneceğiz. İşte fıtratımız dediğimiz fabrika ayarlarımız buna gore dizayn edilmiştir. Bu çalışmalar doktor Mehmet Öz’ün “İnsanlarla ve çevrenle alçak gönüllü, sevecen, iyi ilişkide olmak, yardımlaşmak ve sosyal olmak” tezini doğrulamaktadır. İşte gerçek mutluluğun sırrı Bakara-201. ayet gereği  hedonic eylemlerden kaçınmak, Eudaimonik eylemlerde koşmakla mümkündür. Dediğimiz gibi Allah yer yüzünde sahip olduğumuzda bütün dertleri bitirip bizi mutlu edecek bir şey yaratmamıştır. Psilolojimiz maddeyi, hayatı ve olayları nasıl algıladığımıza bağlıdır. Bunlar hakkındaki düşüncemiz hayat felsefemizdir ve insan için asıl olan işte bu “MUTLULUK FELEFESİ”dir. Mutluluk aramızda ve içimizdedir. Mutluluğun gerçek recetesi olan bu felsefemiz, medeniyetimizin ana direklerinden biri olmalı.

[1] http://www.rasyonelpsikoloji.com/mutluluk-nedir-bilim-ne-diyor/

[2] Fedrickson BL, Grewen KM, Coffey KA etal. A functional genomic perspective on human well-being, July 29, 2013

[3] http://www.haber7.com/dunya/haber/2737279-steve-jobsun-son-yazisi/?detay=1

[4] https://www.ted.com/talks/robert_waldinger_what_makes_a_good_life_lessons_from_the_longest_study_on_happiness?language=en

 

[5] https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/sefa-saygili/iyilik-terapisi-ve-bir-kitap-27432.html

 

Bu parça 143 defa dinlendi.

Bu yazıya oy verin

İlk yorumu siz yapın. "GERÇEK MUTLULUK NEDİR?"

Yorum yaz

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacak!)


*



2 + 5 =